bs
Bülent Şenver - www.bulentsenver.com
bs
beads
space space


Menu:
 AnaSayfa
 Başlıklar
 Arama
 İstatistikler

Bülent Şenver'in Gözüyle:
 Bankacı Gözüyle

 1Dakika Etik
"OKTAY EKŞİ Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?" Üzerine Yorumlar
 
OKTAY EKŞİ Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
1DAKIKA ETIK
Tarih: 8.4.2007 10:05 Yazan: bulentsenver

( Bu yazıya yorum ekle )

 

OKTAY EKŞİ Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
Bir Dakika Etik
Bülent Şenver


Hürriyet Gazetesi baş yazarı Sayın Oktay Ekşi beye sorduğum etik vakayı ve onun verdiği cevabı sizlerle paylaşamak istedim.
.
.
.

Etik Vaka
OKTAY EKŞİ Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?


Bilal bey büyük bir holding içindeki amiral şirketin genç genel müdürüdür. Patronu kendisini çok beğendiği için genç yaşta ona bu büyük şiretinin genel müdürlük görevini vermiştir.

Holding bünyesindeki ikinci büyük şirketin genel müdürü Burak bey Bilal beyin bu göreve getirilmesini hazmedemez. Onun gözü eskiden beri bu görevdedir. Kendi istediği yere Bilal beyin atanması onu kızdırır.

Patronu ile yaptığı her toplantıda Bilal beyin icraatlarını tenkit eder. Patronun gözünden düşmesi için her fırsatta Bilal beyin alehinde dedikonu yapılmasını teşvik eder.

Ne yaptıysa başarılı olamaz. Bilal bey yaptığı yaratıcılıklar ile yeni buluşları ve çalışkanlığı ile başarılı sonuçlar elde eder. İki şirket arasındaki performans farklılığı kamuoyu tarafından takdirle izlenir.

Burak bey, bu işe iyice içerler. Bilal beyin başarısını kıskanır. Onu yok etmek için başka yöntemler düşünür. Basını kullanarak Bilal beye zarar verebileceğini ve onu yıpratabileceğine inanır.

Burak beyin basından tanıdığı iki köşe yazarı vardır. Şirketimizin yeni hedeflerini anlatmak için bir strateji toplantıdsı yapacağız diyerek onları davet eder. İki köşe yazarını Bayramda, tüm masraflarını karşılıyarak Uludağ’a toplantıya götürür. Bayram boyunca Holding içinde Bilal beyin yaptığı yanlış uygulamaları onlara anlatır. Bazı doğruların yanına bir çok da şahsi ve gerçek olmayan yanlış bilgileri de ilave ederek anlatır. Köşe yazarlarının beyinlerini iyice yıkar.

Bayram dönüşü hafta başı Burak bey her iki köşe yazarını da arıyarak şöyle der:

“Bayramda size anlattıklarımdan arzu ettiğiniz bilgileri kullanabilirsiniz. Yazabilirsiniz. Başka sorularınız olursa da beni çekinmeden arayabilirsiniz”

İki köşe yazarı aldıkları bu değerli bilgileri kullanıp önemli ve ses getirecek iki ayrı yazı hazırlar. Yazıda Burak beyin anlattıkları ile Bilal beyi kötüleyen bir tablo çizerler. Yazıyı baskıya vermeden önce odalarının duvarında asılı olan çerçevelenmiş “Basın İş Ahlakı İlkeleri” gözlerine çarpar.

Bir an düşünürler. Yazıyı baskıya versek mi? Yoksa bu doru olmaz mı?

Sayın Oktay Ekşi, bu köşe yazarlarının yerinde siz olsaydınız bu durumda siz ne yapardınız?

OKTAY EKŞİ Cevabı

Bu iki köşe yazarının yaptığı meslek etik ilkelerine tamamen aykırıdır. Bilal bey bu olayı Basın Onur Kuruluna şikayet emiş olsaydı her iki gazeteci de kınama cezası alırdı.
Bir kere tek taraflı haber yapmamaları gerekirdi. Haberi yazmadan önce muhakkak Bilal bey ile konuşup ona savunma hakkı tanımalıydılar. Sadece Burak beyden duyuduklarını yazarak Bilal beye zarar verecek, onun itibarını zedeleyecek bir haberi tek taraflı bilgi ile yapmamaları gerekir. Yazılarına konu olan her iki tarafın da görüşlerine yazılarında yer vermeleri doğru olurdu. Ayrıca kendilerine söylenenlerin doğruluğunu da araştırmaları, konrtol etmeleri gerekir. Gazeteciler yazılarını bu hali ile yayınlarlarsa meslek etiğine aykırı davranmış olurlar.
Tabi yönetici Burak bey için de iki sözüm var. Böyle kendi başarısını başkalarına zarar vererek ve hatta onlar hakkında asılsız dedikodular yayarak yapmaya çalışmak büyük bir yanlış. Burak bey çok kötü davranmış. Burak bey iyi yönetici değilmiş. İyi bir insan, iyi bir yönetici, Burak bey gibi davranmaz…

Sayın Oktay Ekşi’nin cevabını okudunuz. Bu durumda siz olsaydınız, siz ne yapardınız?

.
.



Yorumlar ( 62 ) Sıralama Türü : Tarihe Göre -*- Yazara Göre
 
Cemre Çetinkaya

- 21 Mayıs 2013 Salı  17:38

Gazetecilerin yerinde olsam doğruluğu kanıtlanmamış bilgileri baskıya göndermezdim.

Abdullah CAMADAN

- 18 Mayıs 2013 Cumartesi  17:01

Bir köşe yazarı olarak yapmam gereken doğru davranış doğru bilgiye ulaşıp, doğru olanı köşemde yazmaktır. Doğru bilgiye de genel itibariyle tek kaynaktan ulaşmak mümkün değildir. Tarafları dinleyerek işe başlar, şirketin patronu ile görüşür, anlatılanlara [eğer doğruluğu varsa] inandıktan sonra, son olarak Bilal bey ile görüşür onu da dinler ve bir karara varırdım. Aksi takdirde etik dışı davranmış olurum ve sanıyorum yaptığım hem etik dışı, hem hukuk dışı olurdu.

Kübra KAYA

- 13 Mayıs 2013 Pazartesi  15:47

En basitini düşünürsek, köşe yazarlarının Burak Bey ile görüşmeleri bile tamamen etil dışıdır. Onlar bu asılsız, iftiralarla dolu olan bilgileri kullanıp kullanmamada tamamen etik ikilemde kalmıştırlar. İkisi de bu durumda değerlerini gözden geçirerek karar vermelidir. Ve bence bunun sonunda yapmaları gereken tek şey yazıları yayınlamadan önce Bilal Bey’i dinlemeli ve o doğrultuda bir yazı hazırlamalıdırlar.

ESRA ALYUZ

- 22 Mayıs 2012 Salı  14:31

Burak Bey'in yaptıklarıyla zaten istediği hedefe ulaşamaz. kafası kötülüğe değil de işe yoğunlaşmış olsaydı onun için daha iyi olacaktı. Ben köşe yazarı olsaydım bu haberi kaçırmazdım ama tek tarafı dinlemezdim. her iki tarafı da dinler öyle bir yazı hazırlardım.

hamdi

- 21 Mayıs 2012 Pazartesi  13:50

oktay beyin yerinde olsaydım borçlarım için böyle bi yola başvurmazdım zaten bu davranş eti olmayan bi davraniştır

Aynur Melis Ay

- 5 Mayıs 2012 Cumartesi  17:28

Ben köşe yazarının yerinde olsam Burak bey in anlattıklarını köşemde yayımlamazdım.Çünkü gazetecilik ahlakına son derece ters bir davranış olurdu.Ayrıca Oktay Bey'in de dediği gibi bir de Bilal Beyi dinlemek gerek.Yazılarını Burak beyle hiç muhattap olmadan onunla ilgili itibarını zedeleyecek yazılar yazması hiç etik değil.

Armağan Kavuk

- 22 Mayıs 2011 Pazar  23:57

ben olsaydım kesinlikle yazıya vermezdim çünkü biri hakkında bir yazı yazacaksam bu tek taraflı birilerinin hatta en yakınındakıları bile olsa onlardan duğduğum şeyleri yazmazdım işpatı olmayan gerçekliği bulunmayan hiçbir şeyi birileri iştiyor diye yazmazdım çünkü bu benim açımdan ahlak dışı bir unsurdur...

Gözde Dönmez

- 29 Nisan 2011 Cuma  16:42

Öncelikle Burak Bey etik dışı davranmıştır.Arkadaşını kıskandığı için gerçek olmayan bilgileri basınla paylaşmıştır.Gazeteciler,tek taraflı haber yapmamalıdır.Burak Bey'in bilgilerinin doğruluğunun olup olmadığını araştırmalıdır.Bilal Bey'e de,hakkında söylenenlerin doğru olup olmadığı sorulmalıdır.İnsanları karalamak kolaydır.Ben olsam en başta doğruluk payını öğrenirdim ve yazıyı hemen yayınlamazdım.

ihsan kocaman

- 25 Nisan 2011 Pazartesi  23:05

Öncelikle gazeteci ve gazete yazarları halka kesin ve doğru haber vermeye dikkat etmeye dikkat etmeye mecburdurlar. Sonuçta gazetecilik önemli bir görevdir, halk yararına hizmet ederler halkın aleyhine veya kurumlar veya kuruluşlar aleyhine şahsi bir çıkar aramak veya özel bir yarara üstünlük vermek gazetecilik mesleği ile kabili telif değildir. Bir gazeteci bir haber veya yorumun muharririni yazısının doğruluğunu garanti ettiğini belirmedikçe onun mesuliyetini taşır. Eğer bende bir köşe yazarı olsaydım öncelikle bu ilkeleri göz önünde bulundurur ve bu hassasiyete önem verirdim. Ona göre gazetecilik yapardım. Bunları yapmadığım halde Basın iş ahlakına ters düşerim. Habercilikten ötürü, Burak beyin yaptığı bu davete katılırdım. Burak beyin bütün bu dediklerini, olumlu, olumsuz tek tek not alırdım. Daha sonra gazeteye döndüğümde acaba Burak bey’in Bilal Bey için söyledikleri ne kadar doğru bunun için çalışmalar yapar gerekirse Bilal bey’i arardım sizinle Burak Bey’in Basın toplantısı hakkında görüşmek isterim derim ve onunda görüşlerini alırım. Çünkü direk olarak Burak Bey’in sözlerini köşeme taşırsam benimde karşımda “Basın İş Ahlakı İlkeleri” gözüme çarpacaktır. Bu yüzden bu tür durumlarda tarafsız olup karşılıklı görüşler alınmalıdır.

ihsan kocaman

- 25 Nisan 2011 Pazartesi  21:44

Öncelikle gazeteci ve gazete yazarları halka kesin ve doğru haber vermeye dikkat etmeye dikkat etmeye mecburdurlar. Sonuçta gazetecilik önemli bir görevdir, halk yararına hizmet ederler halkın aleyhine veya kurumlar veya kuruluşlar aleyhine şahsi bir çıkar aramak veya özel bir yarara üstünlük vermek gazetecilik mesleği ile kabili telif değildir. Bir gazeteci bir haber veya yorumun muharririni yazısının doğruluğunu garanti ettiğini belirmedikçe onun mesuliyetini taşır. Eğer bende bir köşe yazarı olsaydım öncelikle bu ilkeleri göz önünde bulundurur ve bu hassasiyete önem verirdim. Ona göre gazetecilik yapardım. Bunları yapmadığım halde Basın iş ahlakına ters düşerim. Habercilikten ötürü, Burak beyin yaptığı bu davete katılırdım. Burak beyin bütün bu dediklerini, olumlu, olumsuz tek tek not alırdım. Daha sonra gazeteye döndüğümde acaba Burak bey’in Bilal Bey için söyledikleri ne kadar doğru bunun için çalışmalar yapar gerekirse Bilal bey’i arardım sizinle Burak Bey’in Basın toplantısı hakkında görüşmek isterim derim ve onunda görüşlerini alırım. Çünkü direk olarak Burak Bey’in sözlerini köşeme taşırsam benimde karşımda “Basın İş Ahlakı İlkeleri” gözüme çarpacaktır. Bu yüzden bu tür durumlarda tarafsız olup karşılıklı görüşler alınmalıdır.

MEHMET ÖZBEK

- 27 Mart 2011 Pazar  18:10

Burak Beyin böyle davranmasına neden olan en büyük etken kıskançlıktır.Bilal Beyin kendi yerine geçtiği düşüncesidir. Bu düşünce ile Burak Bey Bilal Beyi haksız etik olmayan yollarla alt etmeye çalışmaktadır.Ben gazetecilerin yerinde olsaydım; birincisi etik olmadığı için bu yazıları yayınlamaktan kaçınırdım. İkincisi ; eğer yazılar yayınlansaydı başıma gelecek olan cezaları kınamaları düşünürdüm.fakat herşeyden önce başarılı bir yöneticiyi haksız yollarla karalamış olmanın vereceği vicdan azabını düşünürdüm.

Dilara Dincer

- 30 Mayıs 2010 Pazar  16:28

Apaçık rüşvetin dillendirilmemiş halidir Burak Beyin yaptığı. Ben iki gazetecinin yerinde olsam keyfime bakıp 'tanıdık' genel müdür Burak Beyin beni nereden geldiği belirsiz, profesyonelliğe aykırı bir toplantıya [tatil] çağırmasına izin vermezdim. Yeni hedeflerini anlatmak için yapılan bu strateji toplantısı, böyle bariz bir rüşvet tatil yerine, şehiriçi herhangi bir yerde bir gün sürecek şekilde de yapılabilirdi. Kaldı ki bu kadar yanlı bir anlatımı haber yapmak hiçbir gazetecilik ilkesine uymazken, bunu bu şekilde yayınlamaya hazır hale getirip son ana kadar yaptıkları yanlışın farkına varamayan bir gazetecinin de kendisini tekrar sorgulaması gerekir ki kim olduğunu, ne iş yaptığını ve o işi neden yaptığını hatırlayabilsin. Dilara Dincer IKU

Merve Terzioğlu

- 9 Mayıs 2010 Pazar  21:13

Ben olsaydım, diğer gazeteci arkadaşımla anlatılanlar üzerinde çalışıp doğruluğundan emin olduktan sonra bambaşka bir konuda yazı dizisi hazırlardım. Yazı dizisinin ismini de şirket içi hesaplaşmalar ya da engel olunamayan çıkar çatışmaları koyabilirdim. bir hikaye gibi başlayarak finalde bu yaşanılan olayı yani Burak Beyin yaptığı bu yanlış hareketi anlatırdım. Bilal Bey gibi çabuk farkedilip yaşlanması beklenmeden deneyim biriktirmeden de başarılı işler yapabilecek bunca gencin olabileceği hazırladığımız bu yazıyla bir kere daha görülürdü.

makbule oktar

- 31 Mart 2009 Salı  18:18

Bence tek taraflı haber yapmamaları gerekirdi.Başka birisinden duydukları yanlış şeyleri yazmaları gazeteciler içinde iyi olmayacaktır.Bence Burak bey iyi bir yönetici değilmiş.Başkalarını karalıyarak iyi bir yönetici olunmaz.Yanlış bir davranışta bulunmuştur.Ben olsaydım böyle bir davranışta bulunmazdım.

Ezgi Sadak

- 3 Haziran 2008 Salı  00:51

Burak bey gibi insanlara iş hayatında sıklıkla rastlamak mümkündür.Bu sebeple her yönden her şekilde gelebilecek darbeye insanların kendilerini hazırlaması ve ona göre korumaya alması gerekir. Ben köşe yazarlarının yerinde olsam zaten başından beri o tatile çıkmazdım çünkü önceden hiçbir samimiyetimizin olmadığı bir insan bize böyle bir tatil sunuyorsa elbet sonucunda bizden birşeyler isteyecektir. Ayrıca diyelimki ben bir şekilde etkilendim Burak beyin anlattıklarından ve Bilal beye karşı benimde kişisel bi çekememezliğim var .Yinede gerçek olmadığını bile bile bir yazıyı kamuoyuna sunmak vicdanımın elvermeyeceği bir davranış olurdu

Deniz Ulus

- 2 Haziran 2008 Pazartesi  16:49

Ülkemizde böyle vakarlar halen olmaktadır. Bir olayı tam araştırmadan ilk ben yazayım, İlk ben patlatıp tüm trajları ben kazanayım diye bir sürü kişinin suçu olmadan suçlu gösterilmektedir. İlk olarak yazarlarımızın basın ahlakını cok iyi sindirmeleri gerekmektedir. Eger bir kişinin gercekten suclu oldugunu ortaya koymak istiyorsanız bu haberi tekbir kişi üzerinden degil birkaçkişiye sorarak araştırarak yapılmalıdır.

Barbaros EKŞİ

- 31 Mayıs 2008 Cumartesi  17:05

vakadada görüldüğü üzere iddia sahibi bir taraf ve suçlanan bir kişi var.Bence her gazeteci ele aldığı konuları iyi araştımalı, suçlayan kişileri dinlediği kadar ,suçlanan kişileride dinlemelidir.Çünkü vakadada görüldüğü gibi insanlar iftiraya uğraya bilir.Sonuç olarak yazının baskıya verilmesi kesinlikle etik dışı bir davranışdır . Çünkü konu iyi araştırılmamıştır.

muhammed karakaya

- 31 Mayıs 2008 Cumartesi  12:27

ilk olarak burada etik olmayan tek olay yok iki tane olay var. birincisi tüm masrafların karşılanarak uluğa gidilmesi tabiki Şirketimizin yeni hedeflerini anlatmak için bir strateji toplantısı yapacağız dediği içinde gidilmiş olunsada orada şirket hakkında hiç bir bilği verilmedigini gören köşe yazarlarının hemen orayı terk etmeleri gerekirdi.Ben bu köşe yazarlarının yerinde olsaydım hemen orayı terk eder ve bu konu hakkında yazımın olduğu ilk gün bu konuya değinirdim.

GÜLMAI YILMAZ

- 19 Mayıs 2008 Pazartesi  20:05

Bu kadar büyük gazatenin böyle önemli köşe yazarları iş yaşamında ki başarıları defalarca ispatlanmış, takdir edilmiş biri için başarısızlığından doğan hazımsızlığı gün gibi ortada olan birinin anlattıklarıyla yola çıkması zaten oldukça tuhaf. Üstelik nerde kaldı bu gazatecilerin tarafsızlık ilkesi, araştırmacılıkları. Güneş balçıkla sıvanabilseydi ülkemizde her gazate de en üç beş baş sıvacı olurdu zaten. Çamur atarak, günü kurtarıyımda ertesi güne allah kerim diyen zihniyetteki basıncılar yüzünden değilmidir bu kamuoyunun yanılmaları.Gerçi yazıyı baskya vermeden önce durup düşünebilmeleri adam olabileceklerine değin bir ışık yakıyor ama mesele en başında dur diyebilmek egolara yani etik olabilmeyi benimsemiş bünyelerde aramak lazım adaleti.Burak bey eğer kollarını çamur atmak için yormaktansa biras iş ypmak için kullansa muhtemelen çok daha başarılı olacaktır.Bilal bey bence bunlarla ilgilenmez bile eğer olurda böyle bir yazı ile karşılaşırsa kendinden emin kişilerin yapacağını yapar ve o gazatecilerle Burak beyin kendi çamurlarında nasıl boğulduklarını izlemekle yetinecektir.

ÖZGÜR ERGİN

- 28 Mart 2008 Cuma  17:11

Gazeteler ve diğer medya kuruluşları, insanları tarafsız bir bakışla bilgilendirmekle yükümlü olmak zorundadır. Fakat medya patronu dediğimiz insanlar, bir takım kuruluş, siyasi parti, dernek, cemaat gibi oluşumlara olan yakınlıkları nedeni ile onların emirleri altına girmişlerdir. Bugün bir köşede diğer tarafa saldıran insanlar, yarın karşı tarafa geçtiklerinde, eski köşelerine saldırmaktan çekinmemektedirler. Uçağa binene kadar ayıya dayı diyip, sonra dayısından geçinen insanlar var. İşin acı tarafı bunlarada gazeteci diyolar. Tabi dürüst kalemler de var. Fakat benim aydınlık hükümetim onlarıda çetecilikten içeri almaya çalışmaktadır. Ama İnönü' nün de dediği gibi ' Namuslular da namussuzlar kadar yürekli olmak zorundadır.'

muhammed

- 23 Mart 2008 Pazar  15:02

ilk olarak burada etik olmayan tek olay yok iki tane olay var. birincisi tüm masrafların karşılanarak uluğa gidilmesi tabiki Şirketimizin yeni hedeflerini anlatmak için bir strateji toplantısı yapacağız dediği içinde gidilmiş olunsada orada şirket hakkında hiç bir bilği verilmedigini gören köşe yazarlarının hemen orayı terk etmeleri gerekirdi.Ben bu köşe yazarlarının yerinde olsaydım hemen orayı terk eder ve bu konu hakkında yazımın olduğu ilk gün bu konuya değinirdim.

Dilek Akyürek

- 8 Mart 2008 Cumartesi  01:43

Öncelikle Burak Bey'in yapmış olduğu davranış doğru değildir.İki köşe yazarının yaptığı bu davranış etik ve ahlaki açıdan doğru bir davranış değildir. Tek taraflı haber yapmamaları gerekmektedir Burak Bey'le konuşup haberin doğru olup olmadığını araştırmalıdırlar.Günümüz gazetecileri sırf günü kurtarmaya çalışıyorlar.Günlük yaptıkları haberlerin doğruluk oranı sizce nedir ki?Benim gazetem günün 1.cisi olsun diye de yalan yanlış yazılar yazıp,insanları suçlayamam.Burak Bey'de birazda çekememezlikte var sanırım başkalarının başarısını çekemiyor.Ben olsam bu işin doğrusunu öğrenmeden asla yazıyı baskıya vermezdim.

SUKRU ETE

- 3 Mart 2008 Pazartesi  05:46

Gazeteciler toplumu bilgilendiren kisilerdir.Gazeteciler toplumun haber kaynaklaridir.Hal boyle olunca bu kaynakdan gelen bilgiye toplum itibar eder.Vakamiza gelince;gazeteci bir kisi hakkinda toplumu bilgilendirirken gostericegi hassasiyet en ust duzeyde olmalidir.Yapacagi bir yanlislik hakkinda bilgi verdikleri kisinin hayatinda telafi edilemeyecek hasara yol acar.Bilal bey ile konusmadan,farkli yerlerden bilgi toplamadan sadece bir is arkadasindan gelen yorumlarla onun hakkinda gazetecinin yazi yazmasi etik degildir.Bu nedenlerden dolayi gazetecinin yerinde olsaydim bu yaziyi yayinlamazdim

adem karaduman

- 4 Haziran 2007 Pazartesi  22:19

Yapılmakta olan şeyin etik ilkelerine tamamen aykırı olması ve beraberinde getireceği sorunların kariyerime büyük zarar verebilmesinden dolayı yazıyı baskıya vermezdim.

emel

- 3 Haziran 2007 Pazar  22:19

öncelikle bu yazıyı baskıya vermeden önce bilal beylede bir röpörtaj yaparak durumun doğruluğunu öğrenmeleri gerekir. sadece gazete satışlarını artışı önemli olmamalıdır. doğruları öğrendikten sonra baskıya verilmelidir

Mert Bilir

- 3 Haziran 2007 Pazar  19:46

Öncelikle iki köşe yazarı yazdıkları yazıyı baskıya vermedikleri için etik ve ahlaki açıdan doğru olmayan bir davranışta bulunmamışlardır.Ancak onların 'Yazıyı baskıya versek mi?' şeklinde bir an düşünmüş olmaları bile bir yanlışlıktır ve etik değildir.Ben olsaydım haberin doğruluğunu iki taralı değerlendirip ondan sonra kararımı verirdim.

Arkın Ali Özkul

- 31 Mayıs 2007 Perşembe  14:39

Öncelikle bu bilgilerin doğruluğunu bilmek gerekir.Bunun için de Burak beyin anlattıklarını araştırıp Bilal beyle de görüşerek olayı netliğe kavuşturduktan sonra olayın doğruluğuna göre gazetede bu olaya yer verirdim.Şu haliyle tek taraflı bilgiyle bu haberi yazmak etik değerlere uymayan bir durumdur.

Ayşe ALICIOĞLU

- 27 Mayıs 2007 Pazar  01:15

Bu iki köşe yazarının yerınde olsaydım yazıyı baskıya vermeden once Burak bey ın anlattıklarının gercek olup olmadıgını arastırıdım .Cunku kulaktan dolma bılgılerle hareket edıp yazıyı baskıya vermelerı meslekı acıdan etık olmazdı.

CAN SUPHİ

- 26 Mayıs 2007 Cumartesi  11:51

iki gazetecide yazıyı baskıya vermeden önce diger taraf olan bilal bey ile de görüşüp gercekliğini araştırmları gerekmektedir bu dogru ve tarafsız habercilik için şarttır.Gazeteciler manşet haber yapmak için meslek etiğine aykırı davranmamalıdırlar,bu konulardan haberdar olan bilal bey in de şirket patronu ve burak beyle birlikte görüşüp bu konuyu şirkete daha çok zarar vermeden halletmeleri gerekmektedir.

ibrahim bayraktar

- 22 Mayıs 2007 Salı  16:46

ben bu iki gazetecinin yerinde olsaydım kesinlikle bu yazıyı yayınlamazdım. aksi takdırde bu gercektende yayın ahlakına aykırı bir hareket olur. illaki duvardaki yazının etkisi olmustur, fakat bu yazı duvarda degıl, beynımızde yazılı olmalı ,iş ahlakımızda olmalı.

Nerim Saral

- 19 Mayıs 2007 Cumartesi  01:58

Bence iki gazetecide mesleklerinin bir numaralı kuralı olan tarafsızlık ilkesine aykırı hareket etmektedirler sadece tek taraflı olarak dinledikleri bir olayı ele alıp tek yönlü bir şekilde işlemeye çalışmak hem meslek etiği hem insan etiği açısından yanlıştır:Ben bu gazetecilerden biri olsaydım kesinlikle olayı tek taraflı ele almazdım ayrıca dinlediğim tarfalardan da somut belgelerle konuşmalarını isterdim.Çünkü gazeteci olarak siz yazmış olduğunuz bir yazı ve yapmış olduğunuz bir haberle kitleleri etkilemektesiniz.Sizin işinizi iyi yapmış olduğunuzun belgelerinden biri doğruluk diğeride tarafsızlığınızdır.Bu yüzden ben tek taraflı olarak aktaarılmaya çalışılan bu olayı köşemde asla ele almazdım.

EMRE ÖZALTIN

- 18 Mayıs 2007 Cuma  15:21

Kesinlikle tek taraftan dinlediğim bir konu hakında bişey yayınlamazdım çünkü etik degil.Burak bey kesinlikle basarıyı cekemeyen ve insanların ondan daha basarılı olmalarını istemeyen bir insan olduğundan hiçbir zaman cok basarılı olamaz. Günümüzde brcok gazetede boyle tek taraftan dınlenmıs bircok yazı var hatta hiç bilgi sahibi olmadan bile insanlar yazılarını yayınlıyorlar. Bence basarılı olmak için sadece o gunu dusunup yalan yanlış yazılar yazmak yerine daha fazla araştırma yaparak doğru ve gerçek yazılar yazmaları gerekmektedir ben olsam oyle yapardım.

fatih erdemir

- 18 Mayıs 2007 Cuma  00:28

günümüz gazetecilerinin geneli tek taraflı bakıyor olaylara buda asılsız haberlerin doğmasına sebep veriyor ben bilal bey olsaydım bu durumu patronuma anlatır ve dava acardım ayrıca burak beyin şirketle ilişiğini keserdim. Sanırım en iyi ders bu olurdu burak beye

Ali Çokkonuşur

- 17 Mayıs 2007 Perşembe  18:49

ben bu iki gazetecinin yerinde olsaydım, edindiğim bilgilerin dogrulugunu teyit etmek ve bir de diğer tarafın görüşlerini almak için Bilal Bey'i ziyaret edip, olayın aslını astarını öğrenirdim. Zaten normali de budur gazetecilikte, ancak günümüz şartları altında bazı gazeteciyim diye gezinen insanlar sırf daha çok tiraj yapmak, reyting almak için böyle gerçek dışı haberleri yayınlamayı alışkanlık haline getirdiler.

Burak DEMİREL

- 10 Mayıs 2007 Perşembe  02:23

1]Öncelikle Burak Bey'in yapmış olduğu davranışın çok yanlış olduğu ortada.Burak Bey'in bu davranışı sergilemesinde kendine güvenmemesinin de payı olabileceğini düşünüyorum.Burak Bey koltuğu almak istiyorsa,çalışır,çabalar,Bilal Bey'den daha iyisini yapmak için elinden geleni yapar,ki patron bunu görürse ve Burak Bey'in o koltuğu hakkettiğine inanırsa koltuğu ona verir.2]Bilal Bey de bu haberi öğrenmesiyle beraber gerektiği şekilde harekete geçecektir.Bir holdingin çok önemli bir şirketinin genel müdüründen bahsediyoruz ve böyle bir durumla karşılaşması halinde neleri yapması gerektiğinin bilecektir diye düşünüyorum.3]Gazeteciler açısından vakaya bakarsak ben de bu konuda tek taraflı dinlemem yapılmaması gerektiğini düşünüyorum.Gazeteciler Bilal Bey'in de vakada geçen konuyla ilgili görüşlerini almalı,Bilal Bey'in savunmasına karşılık Burak Bey'de yine söyleyeceğini söylemeli.Ya gazetecier sadece Burak Bey'in söyledikleri sonucunda harekete geçer ve yazıyı yayınlarlarsa?Bu da onların 'gazetecilik' anlayışına kalmış bir şeydir diye düşünüyorum.

ferit ürer

- 7 Mayıs 2007 Pazartesi  14:57

Ben olsam doğruca Bilal beyin yanına gidip onunda düşüncelerini alırdım ve düşüncelerini Burak beyinkiyle karşılaştırırdım.Sonrada patrondan bir randevu alıp burak beyle bilal beyin hangisinin haklı olduğunu görürdüm.Şunlardanda bahsetmek lazım ,burak bey kıskançlığından dolayı kazdığı kuyuya kendi düşecek inancıyım.Burda son söz patrona düşüyor ve netice itibariyle burak beyin entrikalarına son vermek patronun işi

Tuğçe Akgül

- 6 Mayıs 2007 Pazar  19:22

İki köşe yazarının yaptığı bu davranış etik ve ahlaki açıdan doğru bir davranış değildir. Tek taraflı haber yapmamaları gerekmektedir ve Haberi yapmadan önce muhakkak Bilal Bey ile konuşup bu haberin doğru olup olmadığını araştırmalıdırlar. Ve Burak Bey’inde yaptığı bu çirkin davranışı doğru bulmuyorum.

Duygu

- 20 Nisan 2007 Cuma  11:24

Ben olsaydım doğruluğu ıspatlanmamış bir olayı yayınlamazdım.Tek taraflı gazetecilik olmaz.Bilal Bey'le konuşurdum ya da Burak Bey'in söylediklerinin doğruluğu hakkında araştırma yapardım.Burak Bey'in yaptığı çok ayıp.

Kevser Korkmaz

- 18 Nisan 2007 Çarşamba  12:38

Bu iki gazeteci en başta şüphelenmiş olması gerekir çünkü yapılan toplantıda Bilal Bey i kötülemekten başka birşey olmamıştır.Ben bu iki gazetecinin yerinde olsaydım öncelikle verilen bilgilerin doğruluğunu araştırırdım ve ondan sonra yazacaklarıma karar verirdim yani bu iki gazecinin yapması gereken tek bir ağızın lafına bakarak değil gazetecilik kurallarına uyarak yani araştırma yaparak bu yazıyı yayınlamaları gerekir...

Hayri Kayıkçıoğlu

- 16 Nisan 2007 Pazartesi  12:15

Köşe yazarları bir gazeteci olarak yazı yazarken, tek taraflı düşünerek ve tek yanlı dinleyerek yazı yazmaları iş ahlakına aykırı bir durumdur. Köşe yazarları işleri gereği her türlü eleştirel yada takdir edici yazılara yer vermekte özgürdürler. Fakat eğer karşı görüşü yada savunmayı dinlemeden bazı menfaatler uğruna, yazılarında haksız eleştirilere yer verirlerse bu iş etik değerlere aykırı bir durum olur. Ben köşe yazarlarının yerinde olsaydım mutlaka Bilal beyle görüşürdüm ve burak beyin eleştirdiği konularda görüşürdüm. Daha sonra kendi zihnimde canlandırdıklarımı kaleme alırdım. Kesinlikle Bilal beyle görüşmeden yazı yazmazdım. BU bence görevi kötüye kullanmaktır.

Ufuk Seçgin

- 15 Nisan 2007 Pazar  17:12

Benim bu durumda yapacağım ilk iş Bilal Bey'i arayıp bir görüşme talep etmek olurdu. Bu sayede iddiaların cevabını birinci ağızdan almış olurdum. Eğer Bilal Bey'in haklı olduğunu anlarsam bu sefer de Brak Bey'e neden böyle bir yol izlediğini sorardım. Bu durum da Burak Bey'in durumunu haber yapıp yapmamak ikilemine düşülebilir. Kendisini bu karalamalarını basında yayınlamak ona iyi bir ders olabilir fakat belki de bir şans daha verilip doğruyu kendisinin anlaması beklenmelidir. Bilal Bey hakkındaki iddiaları doğrulamadan yazmak bence de kesinlikle etiğe aykırı çirkin bir davranıştır. Yayınlansa bile kaynağı belirtilmelidir ki insanlar kendileri iddiaların güvenilirliğini sorgulayabilsinler. Sonuç oalark ben olsam kesinlikle Bilal Bey ile görüşmeden yazıyı yazmaz ve yayınlamazdım.

Rümeysa Aydın

- 15 Nisan 2007 Pazar  13:09

Bence Burak bey hırslarına yenilmiş ve Bilal beyin başarısız olmasına odaklandığı için kendi başarısı üzerinde düşünmemiştir.Burak bey Bilal beyin başarısızlığı yerine kendi başarısı için çabalasa daha başarılı olabilirdi. Bence iki köşe yazarının masraflarını Burak bey e karşılatmaları da hoş değil. Köşe yazarlarının yerinde olsam tarafsız gazetecilik adına Bilal bey ile de görüşüp ondan sonra haberi yayınlardım.Aksi takdirde tarafsızlık ilkesi çiğnenmiş olur.

Nevra .Tütüncü

- 14 Nisan 2007 Cumartesi  23:26

Degerli Hocam,Internette baska bir konuda arastirma yaparken tesadufen web sitenize ulastim ve dusuncelerimi birkac cumle ile paylasmak istedim.Yazilarinizda “etik olma” konusunu [belki de sitenin yapilma amaci paralelinde hakli olarak] is hayatindan orneklerle ele almissiniz. Bir bakima haklisiniz: “etik olma meselesi” galiba bizi en cok is hayatinda dusunduruyor. En uretken yillarimizin en genis zaman dilimlerini burada geciriyoruz cunku. Buralarda buyuyor, buralardayken evleniyor/bosaniyor, coluk-cocuga karisiyor, sevdiklerimizi kaybediyor ve hayatin [ozel veya is yasamindaki] inis cikislarini buyuk olcude bu zamanlarda yasiyoruz. Dogal olarak; dogrularimiz, bir baska deyisle “etik” bulup bulmadiklarimiz hep bu sureclerde sekilleniyor. Is hayatiyla birlikte goruyorsunuz ki artik, begenseniz de begenmeseniz de bir arada yasamayi ogrenmeniz gereken “oteki hayatlar” var. Oteki “dogrular”, oteki “tercihler”, oteki “dunyalar”… Bir esige geliyorsunuz o vakit: kendinize benzemeyene kizip uzaklasacak misiniz, yoksa onun kosullarini anlamaya calisip hak vermeseniz bile haklarinizi ezdirmeden yasamanin yollarini mi arayacaksiniz? Binbir tuzak kesfettikce binbir cozum uretiyorsunuz zamanla. Tecrube deniliyor “tecrubelilerce” buna. Ve goruyorsunuz ki, notu en kit hocanin dersinden 100 almaktan bile agir oluyor kimisinin bedeli. Iste o zaman anliyorsunuz , buyuklerin “hayat mektebinden gecmek” dediklerinin ne anlama geldigini.Hayat mektebi [ve bu yazi ozelinde is hayati], zaman zaman icinde adalet ve sukuneti saglayan bir ogretmenin olmadigi buyuk bir sinif gibidir. Ya da kisa vadede oyleymis gibi gorunur. “Gencler umutla, yaslilar anilariyla yasar” diye bir soz vardir bu okulun diplomasini ozetleyen. Hayat okulunu basariyla bitirmek; yaslandiginda, olume yaklastiginda ve akladigi bir vicdanla gozlerini kapamak istediginde; hatirlayacak guzel anilara sahip olmaktir. Yolun sonunu gorebilen ve bir sonraki alacagi soluk degil, en son nefesini dusunerek yasayanlar icin hayat; bu tip kavgalari buyuk olcude dindiren sakin bir yolculuktur. Sozu fazla uzatmadan konunun ozune ve bu yazinin ozeline baglayalim: Etik olma meselesi nerde baslar? demistim: Bana kalirsa, “hayat yolculugunuzun sonunda!” Boyle baktiktan sonra; meslek, unvan, yasadiginiz yillarin adedi … onemli mi? Oysa ki cogu kisi, ille de falanca sirketin genel mudurlugu, filanca holdingin gokdeleninde konforlu bir ofise baglar basariyi ve gerek bunlari elde etmek gerekse elde ettiginde kaybetmemek icin kendini kaybetmek pahasina, herseyi yapar. “Yapilanlar etik midir degil midir?” tartismasi burada baslar bizler icin. Oysa mesele bundan cok daha oncesi ve cok daha sonrasi ile ilintili degil midir?Saygilarimla,Nevra .Tütüncü.

Kazim AKBULUTGILLER

- 14 Nisan 2007 Cumartesi  20:16

Hani bilirsiniz, deveye sormuslar boynun neden egri diye.Acaba icimizden kac kisi basinin tarafsiz ve olaylari oldugu gibi yansittigini düsünüyor?Bilal Bey´le ilgili hic bir arastirma yapmadan bir haber yayinlamak,hic süphesiz herseyden önce asilsiz iddia oldugu icin suctur.Ben Bilal Bey´in yerinde olsaydim hic düsünmeden bu iki gazeteceye dava acardim.Ve eger isin altinda Burak Bey´in de oldugunu ögrenmissem,sirket patronuna iki cift lafim olur ve acikca rest ceker,o kisiyla ayni cati altinda kalamayacagimi bildirirdim.

AYSUN BAŞ

- 14 Nisan 2007 Cumartesi  15:40

İki köşe yazarınında burak beyin anlattıkları doğrultusunda tarafsız bir köşe yazısı yazmaları için bilal beyle görüşüp onunda düşüncelerini almaları gerekir.Söylenenlerin doğruluk payının araştırılması gerekir.Bunlar yapıldıktan sonra yazıların yayınlanması daha doğru olur. Böylelikle basın iş ahlakı ilkeleri uygulanmış olur.

Pınar Yıldız

- 14 Nisan 2007 Cumartesi  13:06

Burak beyin Bilal bey e takındığı tavır ve yapmış olduğu davranış etik dışı bir davranıştır.Ben gazetecilerden biri olsaydım olayı tek taraflı dinlemezdim.Çünkü bukadar başarılı bir insanın aynı yerde çalışan bir başka kişi tarafından bukadar kötülenmesi beni düşündürürdü.Bence gazetede yayınlanıcak olan yazının önce gerçeklik payının araştırılıp öyle yayınlanması gerekir.Bu yüzden Burak beyi dinledikten sonra yazımı gazetede yayınlardım.

Aysun Özer

- 12 Nisan 2007 Perşembe  19:24

Burak Bey'in yapmış olduğu davranış tamamen etik dışı bir davranıştır.Köşe yazarları kesinlikle bu yazıyı yayınlamamalıdırlar.Çünkü yapılan haber tek taraflı olamaz, olmaması lazım.Eğer köşe yazarları bu haberi yayınlarlarsa bu bir etik dışı davranış olmakla birlikte iş ahlakı davranışını göz erdı etmiş olurlar.Bu nedenden dolayı bu yazı baskıya verilmemelidir.

fatma söyleyici

- 12 Nisan 2007 Perşembe  17:34

Burak beyin Bilal beyin mevkisini ve başarılarını kıskandığı açıkça ortadadır.Bu yüzdende Burak bey Bilal bey ile ilgili yarı gerçek yarı yalan haberler çıkarıp basına bunları söylemiştir.Ben köşe yazarının yerinde olsaydım böyle bir yazıyı Bilal beyle konuşmadan,bu konuyu iyice araştırmadan yazmazdım.

Suat Güler

- 12 Nisan 2007 Perşembe  12:54

Bu kadar önemli haberleri yayınlamak bakkaldan ekmek almak kadar basit değildir.Yayınlanan haberlerin sağlam istihbarata dayanması gerekmektedir.Bir iddia ortaya atılmadan önce tüm tarafların hakkı olduğunu unutmamak gerekir.

Onur Koşalay

- 12 Nisan 2007 Perşembe  00:51

Öncelikle Burak beyin Bilal beye karşı izlediği tavırları etik dışıdır. Sadece kıskansa iyi, oysa Bilal beyin başarılarını sindiremeyip onun hakkındaki olumsuz yanlarını vurgulayıp onların üzerinde durması ve kendisininde bunların üzerine yalan yanlıs şeyler aktarması son derece yanlıştır.Köşe yazarları da tek taraflı olmamaksızın, sadece Burak beyin anlattıklarının üzerinde durmamalılar birde bunları Bilal beyle paylasmalıdırlar.Onun da fikirlerini dinledikten sonra kaleme almaları gerekir.

Mustafa tolga tan

- 11 Nisan 2007 Çarşamba  23:20

Burak bey iş ve bireysel etik kurallarını çiğnemiş dümdüz etmiş canım gazetecilerin okadar da suçu olduğunu düşünmüyorum ama tabi o haberleri hemen yayınlamazdım yayınlamadan önce birde Bilal beyle görüşürdüm bu görüşme sonrasında yayınlamak mantıklı geliyorsa yayınlardım. Burak bey kıskançlık ve ahlaksız tabırlar ile etik kurallarına aykırı davranmıştır.

zeynep melek inan

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  23:37

Köşe yazarları kesinlikle yazıyı baskıya vermemelidirler.Çünkü tek taraflı bir görüşme söz konusu.Ben köşe yazarlarından biri olsaydım kesinlikle tek tarafı dinlemekle kalmazdım mutlaka Bilal Bey ile de görüşürdüm zaten olması gerekende budur.Asıl Bilal Bey ile ilgili haber yapmaktansa Burak Bey'in kıskançlığına gazetede yer verilmesi daha güzel bir haber olabilirdi ama gazeteciler Burak Bey in tanıdıkları olduğu için elbette böyle birşeyin olması pek mümkün olmazdı.Sonuç olarak yapılacak en etik hareket yazının baskıya verilmemesidir.

Mehmet Canbeyli

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  21:36

Oktay Bey'in cevabına ekleyecek hiçbir sözüm yok. Aklımdan geçen herşeyi söylemiş değerli üstad...

Mustafa Mertöz

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  18:55

Ben olsam yayınlamazdım çünkü bunu yayınlamam demek basın iş ahlakı kurallarını çiğnemem demek olur.Bir kişinin lafına bakarak başarılı bir insanı zor duruma düşürmek iş etiğine aykırı bir davranış olur.

Kenan Keleş

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  18:48

Ben bu iki gazetecinin yerinde olsaydım eğer bu anlatılanları birde Bilal Bey in ağzından dinlerdim çünkü kamuoyu tarafından takdir gören bir insanı bu kadar kolay lekelemek ve de aynı yerde çalışan biri tarafından çamur atılması beni düşündürürdü doğrusu bu yüzden kesinlikle yayınlamazdım.Burak Bey gibi insanlar şirkete başarıdan çok kayıp verirler başkalarının başarısını kıskanarak bir yerlere gelinmez hele de çamur atarak,bu yüzden de Burak Bey çok hatalı davranışlar sergilemiş makamına yakışır davranmamış.

Cem ŞENSÖZ

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  14:58

Bilal bey,başarısından ötürü kıskanılıyor ve onun koltuğunda gözü olan Burak bey tarafından iki köşe yazarı tabiri caiz ise satın alınıyor [tüm masrafları karşılanarak otelde bir şirketin genel müdürü ile kalmaları ve sadece o tarafı dinlemeleri] ve rakip olarak gördüğü Bilal bey'e karşı hayali eksejelerini de eklediği yorumlar yapıyor,gazeteciler de hiçbir araştırma yapmaksızın yazılarını hazırlıyorlar.Baskıya verip vermeme konusunda kararsız kalsalar bile köşe yazarlarının tek tarafı dinleyerek yazı hazırlamaları etik değil,yorumları dinledikleri iki günün ardından Bilal beyden randevu alıp hakkında söylenen olumsuz içtihatları araştıracak nitelikte ropörtaj yapmalı ve ondan sonra yazı yazmalılar diye düşünüyorum.

Muratcan Guler

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  12:00

Bence Oktay Eksi nin cevabi cok dogrudur.Gazetici arastirmaci olmalidir.Haber yapacagi konu hakkinda yeterli bilgiyi bulmalidir.Taraflarin oldugu ortamda objektif bir sekilde her iki tarafida degerlendirmelidir.

izzet taşar

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  11:06

Bence herkes etik olan davranışla etik olmayan davranışı ayırt edebilecek kapasitededir. Ne yazık ki ülkemizde özellikle medya en büyük etik değer olan 'objektif bakışı' yitirmiş durumda. Menfaatler veya hatır uğruna yazılmış birçok asılsız habere rastlamak mümkün, Bence bu hassas konuda Basın Onur Kurulu şikayet beklemeden hareket etmeli haberlerin doğruluğu konusunda ciddi yaptırımlar olmalı.

Burak AKÇAY

- 9 Nisan 2007 Pazartesi  10:06

İlk olarak, Oktay Bey' in de söylemiş olduğu gibi, köşe yazarları tek taraflı değilde, Bilal Bey' i de dinleyerek yazıları hakkında bir karara varmalıydılar. Burak Bey ise, zaten başarılı ve inanılır olsaydı, Bilal Bey yerine o getirilirdi söz konusu konuma. Başarılı insanlar her zaman birileri tarafından karalanacaklardır. Ama önemli olan bu karalamalar karşısında bile dimdik ayakta durabilmektir. İşte o zaman bu iş olmuş demektir. Burak Bey hakkında daha fazla bir şey söylemeye zaten gerek olmadığını düşünüyorum.

nükte

- 8 Nisan 2007 Pazar  22:22

bence de etik anlamda düşünürsek gazetede çıkacak olan yazının önce gerçeklik payı araştırılıp öyle yayınlanması gerekir yani iki tarafında bilgilerine başvurmak lazım.ayrıca burak bey bilal beyin ayağını nasıl kaydıracağını düşünüp planlamaktansa kendi performansını nasıl artıracağını ve işini nasıl geliştireceğini düşşünmeye zaman ayırsaydı daha başarılı olurdu

Can SUPHİ

- 8 Nisan 2007 Pazar  20:41

iki gazeteci yazıyı baskıya vermeden önce diger taraf olan bilal bey ile de görüşüp gercekliğini araştırmları gerekmektedir bu dogru ve tarafsız habercilik için şarttır.Gazeteciler manşet haber yapmak için meslek etiğine aykırı davranmamalıdırlar,bu konulardan haberdar olan bilal bey in de şirket patronu ve burak beyle birlikte görüşüp bu konuyu şirkete daha çok zarar vermeden halletmeleri gerekmektedir.

Oguzhan Irengün

- 8 Nisan 2007 Pazar  20:20

Sayin Eksi hem durumu cok iyi analiz etmis hem de bu durumda nasil davranilmasi gerektigini cok güzel bir sekilde yorumlamis.Bence burda asil soru[n] sirket patronunun bu cekis[tir]menin nasil önüne gecebilecegidir.


 
space
Ana Sayfa  |  Kitaplarim  |  Derslerim  |  Hayatım  |  BŞ'nin Gözüyle  |  Ben Hazırım  
  Bankofinance  |  Arama  | Site Kullanım Kuralları
  Copyright (c) 2001 Bülent Şenver