bs
Bülent Şenver - www.bulentsenver.com
bs
beads
space space


Menu:
 AnaSayfa
 Başlıklar
 Arama
 İstatistikler

Bülent Şenver'in Gözüyle:
 Bankacı Gözüyle

 1Dakika Etik
"Rahmi Koç’tan Gençlere 10 Öğüt" Üzerine Yorumlar
 
Rahmi Koç’tan Gençlere 10 Öğüt
BANKACı GÖZÜYLE
Tarih: 19.12.2002 01:12 Yazan: bulentsenver

( Bu yazıya yorum ekle )

 

Bülent Şenver
Bankacı Gözüyle

“Rahmi Koç’tan Gençlere 10 Öğüt“

“Eğitime yatırım yapmak, bu memlekete yapılacak en büyük iyiliktir”


Sayın Rahmi Koç, Koç topluluğunda çalışanların başarılı çocuklarına ödül vermek için yapılan törende rahmetli Vehbi Koç’un bu sözünü gençlere hatırlatmış. Hürriyet gazetesinin 17 Aralık 2002 tarihli sayısında Nuran Çakmakçı’nın haberi, rahmetli Vehbi Koç’u bir kez daha saygıyla anmama vesile oldu.

Rahmetli Vehbi Bey sağlığında beni her gördüğünde kolumdan tutar “Bülent Bey ne kadar maaş alıyorsun?” diye sorardı. Ben de utanıp ona istediği cevabı hiç bir zaman veremezdim. “Vehbi Bey, çok birşey almıyorum. İdare ediyorum” derdim.

Rahmi Koç Bey törende yaptığı konuşmada şöyle demiş:

“Babamız, Şeref Başkanımız, rahmetli Vehbi Koç her zaman derdi ki, para bulunur, makina satın alınır, teknoloji transfer edilir, fakat içine insan gücünü koymak en büyük değer, en büyük zorluktur. Bu değer de kolay kolay bulunmaz. Her geçen gün Vehbi Beyin ne kadar haklı olduğuna şahit oluyoruz“

Vehbi Koç Bey insana önem verirdi. Çalışanlara karşı her zaman saygılı davranırdı. İnsanlara sevgisini ve saygısını davranışları ve yazdığı mektupları ile gösteren takipçi bir patrondu. Rahmi Koç Bey de her fırsatta onu anarak ve onun sözlerinden örnekler vererek onu yaşatıyor. Ruhu şad olsun.

Rahmi Koç’un gençlere yaptığı konuşmada verdiği on altın öğüt lise ve üniversite öğrencilerine ışık tutacaktır:

“Rahmi Koç’tan Gençlere 10 Öğüt“

1. Hayatta ne olmak istediğinize şimdiden karar vermeye çalışınız.
2. Yüksek öğreniminizi yaparken bir yerde çalışınız. Bu size ilerde büyük tecrübe sağlar.
3. Anne ve babanızın kıymetini daima biliniz.
4. Devamlı okuyup, dünyada ve memlekette neler olduğunu takip ediniz.
5. İngilizce dünyanın ana dili olmuştur. Onun yanına bir lisan daha katmaya çalışınız.
6. Fikirlerinizi açıkça söylemekten kaçınmayınız.
7. İnsanların daima iyi taraflarını görmeye çalışınız.
8. Başkalarının da en az sizin kadar akıllı olduğunu aklınızdan çıkarmayınız.
9. Hesabınızı, kitabınızı, bütçenizi daima iyi bilip, ona göre yaşamaya çalışınız.
10. Hayatta nadiren ele geçebilecek fırsatlardan istifade etmeye çalışınız.




Yorumlar ( 10 ) Sıralama Türü : Tarihe Göre -*- Yazara Göre
 
kadir ceylan

- 18 Mart 2007 Pazar  21:51

öncelikle rahmi koçu çok seviyorum

Gözde YANASAN

- 16 Nisan 2003 Çarşamba  08:38

Makineleşme,robotlaşma ve otomatikleşme sonucu en çok endüstriyel sektörde olduğu gibi tüm sektörlerde insan emeği ne kadar kıymetli günümüzde.En pahalı olanları 'hand-made' olanlar...Teknolojiyi takip etmek, uygulamaya geçirmek tabiki ulusal kalkınma ve modernleşme açısından çok büyük bir adım fakat,altından kalkabilen toplumlarda. Bir kere bu teknolojiyi uygulayabilecek personel yok.Eğitim sistemi hala ezbere;yeterli yönlendirme ve yaratıcılık yok, gençlerin geleceği hala saçma sapan bir sınava bağlı.Yani Türkiyede sisteme bağlı kalırsak biz gençlerin işi çok zor, herkes kendini,keni kendine en iyi şekilde yetiştirip ortaya çıkmalı.Tabii sayın Vehbi Koçun öğütleri kulağa hoş geliyor fakat bence çok genel. Roman ya da arkadasımdan forwardlanmıs bir mail okuyorum gibi hissettim. Issizliğin hızla arttığı, eğitimin artık ara elemanlar yetiştirmeye yönelik olduğu [çünkü mühendisler artık manavlık yapıyor...],nüfusun sürekliliği ve rekabetin boyutu düşünülürse, bu maddelerin yanına daha birçoğunu eklememiz gerekiyor. Tüm gençlere kolay gelsin!

SULE KILICARSLAN

- 28 Mart 2003 Cuma  10:59

Rahmi bey genclere cok guzel ogutlerde bulunmus ve sizde daha genis kitlelere ulasmasina katkida bulunarak en az Rahmi bey kadar genclere yararli oluyorsunuz.Turk gencliginin , icinde bulundugumuz zor gunlerde , sadece okuyarak olan bitenleri izlemek yerine, katilim cagina girdigimiz bugunlerde, sivil toplum orgutlerine katilip, ellerinden geldigi olcude ulkemize hizmet etmeleri gerektigini dusunuyorum. Yarinlar genclerin ve herkes kendi geleceginin mimaridir. Herseyi baskalarindan beklemek yerine , ellerini tasin altina koyup ulkemize ve kendi geleceklerine sahip cikmalarini ogutluyorum.Ataturk' un Turkiye' yi genclere emanet ettigini aklimizdan cikarmadan, hepbirlikte yarinlarimizi insa etmemiz ve birlik ve beraberlik icinde olmamiz gerekiyor.

ÖMER AKAT

- 20 Şubat 2003 Perşembe  18:10

Başkanım bu öğütllere tabiki katılıyorum.Bunlara ilaveten genclere yaşamın her kademesinde etik yaşam bicmini öğretmek gerekir,Cocuk hakları insan hakları nedir ,Haklarını nasıl aramaları gerektiğni sivil toplum örgutleri ile birlilkte hareket etmenin yarları katılımcı olmayı ve Ukemizin sorunların duyarlı olma ğereği bilincini aşılamak gerekliliğine inanmaktayım.

metiner sezer

- 23 Ocak 2003 Perşembe  12:32

Rahmi Bey'in öğütlerinin altına imza atmamak mümkün değil elbette. Ancak, gençlerin bugün bu öğütlerdeki ışığı net olarak algılayabilmesi çok zor. Filtreye o kadar fazla moloz takılıyor ki, onların arasında bu nasihatlar sönükleşiyor. Gençlerin onları fark etmesi zorlaşıyor. Sistemin iyi işlemesi ve bu gerçeklerin daha fazla gün ışığına çıkması gerekiyor. Hortumculuktan köşe dönen insanların sayısı fazlaysa bir gencin etrafında, hedefine Rahmi Bey'in öğütleri arasındaki İngilizce'nin yanına ikinci bir yabancı dil daha ilave etmeyi düşünmesi zorlaşıyor. Yanlış şeyler perdeliyor gencin bilincini.

Mehmet Ozel

- 17 Ocak 2003 Cuma  16:15

Ben de bu guzel yaziya ve yorumlara Vehbi Koc'un cok sevdigim bir sozu ile katkida bulunmak isterim:'Arzin varligi insanla, insanin varligi ruhla, ruhun varligi akilla, aklin varligi isle, isin varligi husniniyetledir...'

Şehnaz Kızılkaya

- 14 Ocak 2003 Salı  09:30

Sayın Rahmi Koç tecrübelerini gençlerle paylaşmış,bende iş hayatına başlarken hissettiklerimi bir fıkrayla aktarmak istedim.Sanırım gençler katılacaklardır.Kadın korkunç bir kabus görmektedir.Devasa bir goril tehditkar bir tavırla penceresine tırmanır.-'Ne istiyorsun!'diye bağırır dehşet içindeki kadın.-'Ben nereden bileyim',der goril sakince;'bu senin kabusun'.

Koray Tulgar

- 26 Aralık 2002 Perşembe  13:03

7. İnsanların her zaman iyi taraflarını görmeye çalışınız fikri çok doğrudur ve hayata geçirilmesi gereklidir. Koç Şirketlerinde ne kadar uygulanıyor bilemiyorum. [Üniversitedeyken staj için başvurmuştum, almamışlardı [bakınız 2. madde]]. Japon şirketlerin performans sistemi tamamen bu mantığın üzerine kurulmuştur. Elemanların sadece olumlu tarafları değerlendirilir bunların sayısı arttırılmaya çalışılır. Olumsuz tarafları hiç hesaba katılmaz. Çünkü bir şirketi başarılı kılan elamanlarının güçlü taraflarının çokluğudur. 4. maddede belirtilen devamlı okuyun konusuna gelince şu şu 1-2 kelimeyi eklemekte büyük yarar vardır. Devamlı okuyun ama belli şeyleri ve yazarları. Herkesi ve herşeyi devamlı okuyamazsınız. Bir konuda uzman ve bilgili olmayan birinin yazısı, yorumu siz çok yanlış yerlere götürebilir. Zaman kaybı olur. Bir konuda bilgisi olmayanın fikri olamaz. İnternet ile bilgi bonbardımanı yaşıyoruz. Artık bu çağın asıl bilgisi ne okuyacağını iyi bilmektir kanaatindeyim. 1. maddeye gelince ne olmak istediğimize şimdiden karar veremeyiz. Görmeden, bilmden, yaşamadan yani kısaca deneyimlemeden ne yapmak istediğimizi bilemeyiz. Bundan dolayı dünyada milyonlarca mutsuz insan vardır. Philip Kotler son kitabıda diyorki: Eskinden başarının şartı şöyleydi: Hazır-nişan al- ateş. Şimdi ise: ateş-ateş-ateş. Deneyip görmeden biryere gidersek yanlış yere gideriz. Buna da tecrübe deniyor.

Abdullah BİNBİR

- 20 Aralık 2002 Cuma  13:40

Herşeyden önce insan önce kendini bilmeli,tanımalı. Kendini/ruhunu bilmeyen insanın başkalarının hükümranlığına girmiş bir köleden ne farkı olabilir ki. 'Hayatta ne olmak istediğinize şimdiden karar vermeye çalışınız.' Şartların - malum - ne kadar zor olduğu herkes tarafından kabul edilen şu ortamda hayat insanlara bazı seçenekler sunar. Bu seçenekler ise hayatın içinde bulunduğumuz pozisyonunuza göre şekillenir. Hayatın neresinde olduğumuz/olacağımız ise bizim isteğimiz dahilinde ya da -çoğu zaman- bizim isteğimizin dışında belirlenir. Hayatta ne olmak istediğimize karar verirken, bize sunulan - isteğimiz dışında ki- bu seçeneklerin içlerinden en beğendiğimizi isteme gibi bir şansa sahibiz. Gerçekleştirebilirsek şayet bunu, - kendimize ait olmayan - amacımıza ulaşmış sayarız kendimizi. Gerçekleştirememişsek şayet; seçenekler, bir tanesini gerçekleştiripte bizi amacımıza ulaşmışlığın mutluluğuna ulaştıracak kadar çok. Zaten seçenek olması da çokluğundan geliyor. Bunlar olayın yüzeysel kısmı benim için. Ben bu cümleyi, cümlenin doğru ya da yanlış olduğunu tartışmak için yazmadım. Bence insan hayatı boyunca ; hayatının bundan sonra ki kısmında nerede, nasıl , hangi makamda, kimlerle, ne olmak için 'şimdiden' karar vermeye çalışmak yerine, şu anda - ki bu, bundan sonra ki anları da içine alır - nasıl olması gerektiğine karar vermeli ve onun için çalışmalıdır. 'Ne' olmak ile 'Nasıl' olmak arasında ne fark var peki? Bunu da size bırakıyorum. 'Yüksek öğreniminizi yaparken bir yerde çalışınız. Bu size ilerde büyük tecrübe sağlar.' Her genç -ilerde başarılı sayılabilmek için- önce üniversite okumak istediğine karar vermeli, sonra ne okumak istediğine karar vermeli ve bir şekilde yüksek öğrenimini yapmalısınız. Bu sırada da bir yerde çalışması hiç kuşkusuz ileride o kişiye büyük fayda sağlayacaktır. Bu yazının başlığı 'Rahmi Koç'tan Gençlere 10 Öğüt' yerine 'Rahmi Koç'tan Üniversiteli Gençlere 10 Öğüt' şeklinde olmalıydı sanırım. Sorun da aslında burdan kaynaklanıyor. Genç nesil eğitimli ya da eğitimsiz diye ikiye ayrılmış, ve gelecek, bütünün içinde çok az bir kısmı teşkil eden bu eğitimli gençlerin omuzlarına yüklenmiştir. Eğitimden kastımın en az yüksek öğrenim olduğunu ve bu gençlere/bizlere verilen eğitimin ne düzeylerde olduğunu belirtmek yersiz olur. 'Gençler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.' Bu cümlenin muhatabı bütün gençler zannedersem. 'Anne ve babanızın kıymetini daima biliniz.'Kıymet bilmek çok önemli. İnsan her anının kıymetini bilmeli. Anne-babasının kıymetini bilmeli ama onları kaybettikten sonra değil, ve hayatının kıymetini bilmeli ama ölmeden önce. Peki ama nasıl? Yaş itibariyle belki bir çoğunuzdan genç olduğum için öğüt vermek girişiminde bulunacak değilim. Bunları yazmaktaki tek amacım sizleri biraz olsun düşünebilmeye sevk edebilmek. Cevabı olmayan soru yoktur, cevabı yoksa zaten o soru değil sorundur. Hem de büyük bir sorun. Önemli olan soruların -sorun haline dönüşmesine izin vermeden- cevaplarını bulabilmek. Aramaya ise önce kendimizden başlamalıyız. İngilizce dünyanın ana dili olmuştur. Onun yanına bir lisan daha katmaya çalışınız.'İletişim bundan yıllar öncesine oranla çok daha hızlı ve çok daha kolay. Bunun iyi mi kötü mü olduğunu tartışmak tabii ki yersiz. Kolaylığın önemli olduğunu savunan birisi için teknoloji bulunmaz bir nimet. Kıymet bilen,değer veren birisi için ise bazı şeyler kolay kolay değişmez. Ben teknolojiye karşı olduğumdan yazmıyorum bunları, karşı olsam bunları internetten yazmak kendimle/söylediklerimle çatışmaktan başka birşey olmazdı. Ama ben hala mektup yazıyorum. Bunca kolaylıkları kullanmak yerine bu zahmetlere katlanmaktaki nedenim benim için önemli olan şeyleri, teknoloji gibi evrensel sebeplerden ötürü değiştiremeyeceğimden kaynaklanıyor olsa gerek. Evrensel olması dünya uygarlıklarını birbirine yaklaştırmasından geliyor, toplumları, kültürleri.. Ama insanların bu denli yakınlaşmaları tek bir dünya memleketi oluşması tek bir ana dil kullanma zorunluluğu anlamına gelmemeli. Burada ince bir çizgi üzerinde yapılan bir tartışma var. Ben insanların ingilizce ve/yahut herhangi bir dil öğrenmesine elbetteki karşı değilim. Ama bir dil öğrenmek ayrı, bir dili öğrenmek zorunda olmak ayrı. Rahmi Bey'in de farklı bir düşünce de olduğunu zannetmiyorum. Burdaki ince çizginin tarafları ne bunu irdelemek gerek. Mektup atmak yerine mail yazmak zorunda olduğumu bir düşünün. [hala mektup yazanlar daha da iyi anlamıştır ne demek istediğimi] Ben bunun farkında bile olmadan böyle bir zorunluluğun içinde buluyorum kendimi. Elbetteki teknoloji büyük bir güçtür, ama zorunlu bir teknoloji herşeyi güçleştirir. İrade ise en büyük güçtür. Teknolojiye yenik düşmek sizce de iradesizlikten öte birşey olabilir mi? Aynı şey yabancı dil içinde geçerli. Benim ana dilim Türkçe.

Arda Haliler

- 19 Aralık 2002 Perşembe  22:21

Sayın Vehbi Koç, büyük bir iş adamı olmuştur ve bu büyümenin yanında çalışanların sayesinde olduğunu bilmektedir.Sayın Rahmi Koç babasının bıraktığın yoldan en iyi şekilde gitmektedir ve bizlere verdiği öğütler güzel ve anlamlı fakat işe alımlarda miinmum 5 senelik iş tecrübesi istemektedirler. Yani onlara göre iş tecrübesi olmayan genç beyinler her zaman beklemek ve yaşları 30 lara geldiğinde ancak böyle büyük kuruluşlara gelebilmelidirler. Ancak Sayın Rahmi Bey ve diğer benzer şirket sahipleri şunları unutmamalı, büyük atılımlar her zaman çok genç beyinlerden çıkar çünkü onların gözleri karadır. Bence bu şirketler şimdiden gençleri çalışmaya alıp onları eğitmeli ve sürekli fikirlerini almalıdırlar.


 
space
Ana Sayfa  |  Kitaplarim  |  Derslerim  |  Hayatım  |  BŞ'nin Gözüyle  |  Ben Hazırım  
  Bankofinance  |  Arama  | Site Kullanım Kuralları
  Copyright (c) 2001 Bülent Şenver